Antik kente beton dökülüyor

CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Tekirdağ Marmaraereğlisi’nde bulunan limana kapasite artışı için verilen “ÇED Olumlu” kararına tepki gösterdi. Perinthos Antik Kenti’nin yer aldığı alanın 1. derece arkeolojik sit alanı olduğuna dikkat çeken Yüceer, “Yapılacak ilave tesisin Marmara Denizi, Marmaraereğlisi şehrinin yaşam kalitesine zarar vereceği, arkeolojik yapıyı tahrip eden silsilenin bir parçası olacağı ve şehrin tarihsel değerine zarar vereceği ortadadır. Göz göre göre koskoca bir tarih yok edilmek istenmektedir” dedi.

CHP PM Üyesi ve Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Tekirdağ Marmaraereğlisi’nde MARTAŞ Marmaraereğlisi Liman Tesisleri A.Ş. tarafından yapılması planlanan limana kapasite artışı için verilen “ÇED Olumlu” kararına tepki gösterdi. Yüceer, projenin yapılmak istendiği kıyının Perinthos Antik Kenti’nin içinde kaldığını hatırlattı.

“KOSKOCA TARİH YOK EDİLMEK İSTENMEKTEDİR”

Yüceer, yaptığı yazılı açıklamada; “ÇED konusu olan proje, genişleme yapılması planlanan kıyı, deniz tabanı ile birlikte Birinci Derece Arkeolojik Sit alanıdır. Perinthos Antik Kenti’nin tarihi milattan önce 6. yüzyıla kadar uzanmaktadır.

Bölgede hâlâ kurtarma ve restorasyon çalışmaları devam etmektedir. Antik kentin içinde yer alan antik tiyatro kazı alanına 1000 metre mesafede, antik kentin ise içerisinde kalmaktadır. Göz göre göre koskoca bir tarih yok edilmek istenmektedir” ifadelerine yer verdi.

“DİP TARAMASI DENİZ BİYOLOJİSİNE ZARAR VERECEK”

Proje kapsamında kapasitesi 70 bin DWT olan liman inşaatı devam ederken kapasitenin 100 bin DWT olacağına dikkat çeken Yüceer, “Bu çerçevede gemilerin iskele ve rıhtımlara yanaşabilmeleri için deniz tabanında dip taraması yapılması da planlanmaktadır. Dip taramasının deniz tabanına deniz biyolojisi ve oşionografik etkileri olacaktır.

Bu değerlendirmeler tam anlamıyla yapılmadan bu projeye olumlu görüş bildirilmesi kabul edilemez. Dip taramasıyla denizden alınacak malzemenin ne şekilde değerlendireceği veya boşaltılacağı yer de belirsizdir” diye konuştu.

“SES, GÜRÜLTÜ VE ENDÜSTRİYEL ÇEVRE KİRLİLİĞİ ARTACAK”

Liman işletmesinin yerleşim yerlerine olan yakınlığına dikkati çeken Yüceer, şöyle devam etti:

“Hali hazırda mevcut işletme bölgede yaşayan hemşerilerimizi rahatsız etmektedir. Kapasite artırımı neticesinde olumsuzluklar artacaktır. Tesisin işletme şartlarında çevresel etkileri, yükleme ve boşaltma esnasında oluşturacağı çevre kirliliği de belirtilmemiştir. Tesiste endüstriyel amaçlı yükleme ve boşaltma yapılacak olması, hammadde olarak getirileceği belirtilen yük kapsamında; hurda metal içermesinin yaratacağı riskler tarif edilmemiştir.

Kömür ve dökme olarak yüklenmesi yapılacak her türlü maden cevheri veya endüstriyel ürün, liman yoluyla taşınılacağı düşünülen diğer malzeme ve ürünler için bu işlemlerim çevresel etkileri de ÇED dosyasında yer almamıştır, dolayısıyla ÇED süreci dışında bırakılmıştır. Proje neticesinde ses, gürültü ve endüstriyel çevre kirliliği artacaktır.”

“AKP İKTİDARI, TARİHİ VE DOĞAYI DEĞİL KÂRI VE RANTI TERCİH ETMİŞTİR”

Bölgenin kültürel ve tarihsel açıdan önemli bir alan olduğunu kaydeden Yüceer, şu ifadeleri kullandı:

“Liman alanı ve genişlemesi projelendirilen alan 1/100.000’lik ve 1/25.000’lik Çevre Düzeni Planında proje alanının ‘turizm alanı’ olarak işaretlenmiştir. Antik Perinthos Kenti’nin Marmaraereğlisi, Tekirdağ ve Türkiye turizmi için çok önemli bir değer olduğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Mimar Sinan Üniversitesi ile birlikte yürütülen tarihi kurtarma kazıları ve restorasyon çalışmaları ile Turizm Strateji Planlarında ‘Marmaraereğlisi ilçesinin Tekirdağ’ın en önemli tarih ve kültür destinasyonu olacağı’ belirtilmektedir.

Ülkenin en önemli tarih ve turizm merkezleri arasında planlanan bir şehrin denizle bağını keserek, kıyı şeridini kirli endüstriyel faaliyetlerin odağı olacak işletmeler ile doldurmak devletin kendi içinde bulunduğu büyük bir çelişkidir. Bu çelişkide AKP iktidarı, tarihi ve doğayı değil kârı ve rantı tercih etmiştir. Yapılacak ilave tesisin Marmara Denizi, Marmaraereğlisi şehrinin yaşam kalitesine zarar vereceği, arkeolojik yapıyı tahrip eden silsilenin bir parçası olacağı ve şehrin tarihsel değerine zarar vereceği ortadadır.”



Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.